Ferdi Özbeğen, 17 Ağustos 1941'de İzmir'de doğdu. Müziğe olan ilgisiyle 11 yaşında özel müzik eğitimine başladı. İlk yıllarında orkestra müzisyenliğiyle adım attı. İstanbul'da İktisat Fakültesi'ne başlamış olsa da babasının vefatı üzerine müziğe yoğunlaştı. 1965'te Ferdi Özbeğen Orkestrasıyla Hürriyet gazetesinin Altın Mikrofon Yarışması'na katıldı ve müzik kariyeri hızla ivme kazandı. 1970'lerin sonundan itibaren tanınmaya başladı ve kendi tarzını oluşturdu. Şarkılarını genellikle Ülkü Aker'in Türkçe aranjmanlarıyla seslendirdi. Kariyeri boyunca popüler yabancı şarkıları da Türkçe olarak yeniden yorumladı. Başlangıçta endişeler olsa da çıkardığı "Ferdi Özbeğen'le 45 Dakika" albümü büyük satış rakamlarına ulaşarak onun müzik sahnesindeki yerini sağlamlaştırdı. Plak şirketi değişiklikleriyle birlikte başarı grafiği yükseldi. Farklı plak şirketleriyle çalışarak Altın Plak, Platin Plak gibi ödüller kazandı. Şöhretinin zirvesindeyken, müziğinde alaturka ve pop unsurlarını harmanladığı albümlerle dikkat çekti. Klasikleşmiş şarkıları, Ülkü Aker'in aranjmanlarıyla seslendirerek dinleyicilerinin beğenisini kazandı. Özbeğen, müziğini sürekli olarak evriltti ve 80'lerin sonlarına doğru krom kaset gibi yeni teknolojilere de adapte oldu. Albümlerinde alaturka ve taverna tarzını sürdürürken, zamanla müzik piyasasındaki değişime uyum sağlamakta zorlandı. 1990'larda unplugged tarzında, elektronik müzik kullanmadan kaydedilen bir nostalji albümüyle dikkat çekti. Özel hayatına dair açıklamalarıyla da gündeme gelen Ferdi Özbeğen, orta yaşlarında eşcinsel olduğunu açıklamıştı. Dönemin yasal düzenlemeleri sebebiyle eşcinsel evlilik yasa dışı olduğundan, hayat arkadaşı Hilmi Mutlu'yu evlatlık edindi. 2000'lerin başında sağlık sorunlarıyla mücadele etti ve prostat kanserine yakalandı. 2013 yılında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Ölümü müzik dünyasında büyük bir boşluk yarattı ve cenazesi Cemal Reşit REY Konser Salonu'nda yapılan bir törenin ardından Ulus Mezarlığı'nda defnedildi.