Ekrem Zeki Ün, 23 Kasım 1910'da İstanbul'da doğdu. Müziğe olan tutkusu genç yaşta belirginleşti ve babası, İstiklâl Marşı'nın bestecisi Osman Zeki ÜNGÖR'ün etkisi altında büyüdü. Sanatçı, kendi benzersiz kişiliğiyle Türk Beşleri'nin dönemini paylaşsa da, bağımsız bir besteci olarak müzik dünyasına adını yazdırdı. Müzik eğitimine Paris'te devlet bursuyla başlayan Ün, altı yıl boyunca "Ecole Normale de Musique"te eğitim gördü. Keman üzerine Line Talluel, Marcel Chailley ve Jacqyes Thibaund gibi ustalardan dersler aldı. Ayrıca, bestecilik yolculuğuna Paris'te başladı ve çeşitli eserler ortaya koydu, bunlar arasında "La flüte dejâde" ve "Bitlis'in Şarkıları" bulunmaktadır. 1930'da Türkiye'ye dönen sanatçı, Ankara Musıkî Öğretmen Okulu'nda keman öğretmeni olarak göreve başladı. Aynı dönemde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda kemancı olarak çalıştı ve ünlü yapıtları Türkiye'de ilk kez seslendirdi. Bu süreçte önemli eserler verdi, arasında Yunus'un Mezarında gibi piyano ve flüt için bestelediği eserler tanınmıştır. Ancak, 1934'te yaşanan fikir ayrılıkları sonucu Ankara'daki görevinden ayrıldı ve İstanbul'a yerleşti. Burada öğretmenlik kariyerini sürdürürken, müzik çalışmalarına da devam etti. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda keman öğretmenliği yaptı ve İstanbul Şehir Orkestrası'nı konuk şef olarak yönetti. Ün'ün bestecilik serüveni 1930'larda başlamış olsa da, eserleri 1950'lerden sonra daha fazla dikkat çekmeye başladı. Senfonik orkestra için yazdığı eserler ve konçertoları bu dönemde önem kazandı. Bestecinin eserlerinde zamanla "doğu mistisizmi"ne özgün bir yaklaşım geliştirdiği görüldü. Emekli olduktan sonra da müziğe ve eğitimine devam etti. Öğretmenlik kariyerinin yanı sıra, çeşitli kitaplar yazdı ve eğitim alanında da önemli bir iz bıraktı. 77 yaşında Dublin'de hayata gözlerini yumdu. Ekrem Zeki Ün, müzik dünyasına katkıları, öğretmenliği ve özgün besteciliği ile Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.