1971'de Ankara’da dünyaya geldi. Çocukluğu türkülerin, Anadolu’nun hikâyelerinin ve güçlü bir kültürün içinde geçti. Henüz genç yaşlarında müziğe olan yeteneği fark edildi ve Ankara Radyosu Gençlik Korosu’nda stajyer olarak yer aldı. O günlerde mikrofonun karşısına geçen genç bir kızdı ama sesinde yılların türküsü vardı. Eğitim hayatında müziğin yanında başka bir yolu da seçti. Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Tarihi okurken belki de Anadolu’nun hikâyelerini daha derinden anlamaya başladı. Ama kaderi yine türkülere çıkacaktı. 1992’de ilk albümünü patlattı. "Ayvacı" Kasetten çıkan o ses, el değmemiş yayla kokusu gibi girdi hayatımıza. Ardından gelen “Vur Eller Oynasın”, “Seher Yeli” ve “Sabret Gönül” albümleriyle adı kısa sürede Türk halk müziği dinleyicileri arasında güçlü bir yere yerleşti. Seher Dilovan’ın türkülerinde güçlü bir duygu vardı. Nağmeleri uzun, içten ve insanın içine işleyen türden. Belki de bu yüzden onu dinleyenler sadece bir türkü değil, bir hikâye dinliyormuş gibi hissederdi. 1990’lı ve 2000’li yıllarda da çalışmalarına ara vermeden devam etti. “Türkülerle Yeniden”, “Bahar Türküleri”, “Dardayım”, “Seni Bulana Kadar”, “Cemre”, “Yıkılası Karlı Dağlar”, “Gülümse”, “Seher Vakti”, “Seyyah” ve son olarak 2021’de çıkan “Tadım Tuzum” albümüyle türkülere olan bağlılığını sürdürdü. Derken 2021’de valizler toplandı, rota İsviçre… 2021 yılında İsviçre’ye yerleşti. Cenevre’de doğayla iç içe bir yaşam kurdu. Ama türkülerin insanın içinde yaktığı ateş kolay sönmez. Onun sesi hâlâ Anadolu’nun bir köşesinde yankılanan o eski türküler gibi hatırlanıyor.