Serap Aksoy, 24 Haziran 1964 tarihinde doğdu. Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu olarak sanat dünyasında tanındı. Aynı zamanda eski bakan Aydın Güven Gürkan'ın eşi olan Aksoy, uzun yıllar süren evliliklerini Gürkan'ın vefatına kadar sürdürdü. Sanat hayatına klasik bale ile adım atan Aksoy, İstanbul Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nden mezun oldu. Eğitimini Almanya’da sürdüren sanatçı, Münih Müzik Akademisi’nde bale üzerine yüksek eğitim aldı. Ardından Devlet Opera ve Balesi’nde profesyonel dansçılık yaparak sanatını pekiştirdi. Kariyerine sahnelerde başlayan Serap Aksoy, ilerleyen yıllarda sinema ve televizyon projelerinde de aktif olarak yer aldı. 1980’li yıllardan itibaren Türk sinemasının önemli yapımlarında boy gösterdi. İlk dikkat çeken rolleri arasında 1986 yapımı "Değirmen" filmindeki Nadya karakteri ve 1987’deki "Yer Demir Gök Bakır" filminde canlandırdığı Taşbaş'ın karısı yer aldı. Aynı yıl televizyonda da adını duyurdu ve "Yaprak Dökümü" dizisinde Fikret karakteriyle izleyiciyle buluştu. 1992 yılında başrol oynadığı "İki Kadın" filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Aynı yıl "Piano Piano Bacaksız" ve "C Blok" filmlerindeki performanslarıyla büyük beğeni topladı. 1990'lı ve 2000'li yıllarda hem sinema hem de televizyon dizilerinde aktif olarak rol aldı. "Geçmişin İzleri", "Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey", "Hayal Kurma Oyunları" gibi yapımlarda yer aldı. 2000’li yıllarda televizyon dizilerine yönelen Aksoy, "Aşk Yolu", "Aşka Sürgün", "Hatırla Sevgili", "Karayılan", "Kül ve Ateş", "Sonsuz" gibi yapımlarda karakter oyunculuğuyla dikkat çekti. 2014 yılında ise "Yağmur: Kıyamet Çiçeği" filminde Güllü karakteriyle sinemaseverlerin karşısına çıktı. Bu projeler, onun oyunculuk kariyerini geniş kitlelere taşıdı. Serap Aksoy, sadece oyunculuğuyla değil, sanat camiasındaki duruşuyla da takdir topladı. Aynı zamanda ÇASOD (Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği) üyesi olan sanatçı, Türk tiyatro ve sinema dünyasına önemli katkılarda bulundu. Bale kökenli olması, beden dilini ve sahne estetiğini başarıyla kullanmasına olanak tanıdı. Sunuculuk tecrübeleriyle de ekranlarda yer alan Aksoy, sanatla iç içe geçmiş bir yaşam sürdü. Bugüne kadar yer aldığı projelerle Türk sinema ve televizyon tarihine iz bıraktı.