1873'de Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde doğdu. Horum Hâfız diye bilinen ve demirci ustası olan babasının 1880 yıllarında İstanbul’a gitmesinden iki yıl sonra annesinin ölümü üzerine babası tarafından İstanbul’a getirtildi. Ardından babasının da ölümüyle Nevres’in eğitimi ve yetişmesi İstanbul’a ilk gelişinde babasını da himayesine almış olan bir paşa tarafından sağlandı. Öğrenimini tamamladıktan sonra Bâbıâli’de çalışmaya başladı. Düzenli bir şekilde ders almadan kendi kendine devam ettirdiği mûsiki çalışmalarında büyük başarı gösterdi ve bu arada ud öğrendi. 1900’lü yıllarda ûdî olarak şöhrete kavuşan, zaman zaman devlet adamlarının konaklarında özel mûsiki dersleri veren ve dönemin önemli mûsikişinaslarının katıldığı toplantıların vazgeçilmez simaları arasında yer alan Nevres Bey’in özellikle 1908’de Tepebaşı Gazinosu’nda Manyasîzâde Refik Bey’in himayesinde düzenlenen, devrin ünlü sâzende ve hânendelerinin katıldığı konserle şöhreti daha da arttı. I. Dünya Savaşı’ndan önce plak çalışmaları için gittiği Almanya’dan dönüşünde armoni öğrenmeye başladı. Cumhuriyet’in ilânından birkaç yıl sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ün isteği üzerine Cumhurreisliği Hususi Kalemi’nde görevlendirildiyse de Ankara’nın havasına alışamadığından İstanbul’a döndü. 1930’da Münir Nurettin SELÇUK’un Fransız Tiyatrosu’nda verdiği ilk konsere udu ile katılan Nevres Bey, İstanbul Radyosu’nun ilk yayınından itibaren enstrümanı ile programlara katılmaya başladı. Türk mûsikisi tarihinin en büyük ud icracılarından olan Nevres Bey ses sanatkârlığı ve bestekârlığının yanı sıra hocalığıyla da tanınmıştır. Geleneksel ud tekniğini aşarak tamamen kendine has bir teknik geliştirmiş, ud çalışındaki yüksek müzikalitesiyle Tanbûrî Cemil’in tamburda açtığı çığırı Nevres Bey udda yaptı. Şerif Muhittin TARGAN gibi ud virtüozlarının ortaya çıkışında onun önemli rolü olduğu kabul edilir. Nevres Bey, Türkiye’de plak sanayiinin yerleşmeye başladığı dönemden itibaren plak çalışmalarına udu ve sesiyle katılarak Columbia, Sahibinin Sesi ve Pathé gibi firmalarda Tanbûrî Cemil ve Sadi IŞILAY’la birlikte plaklar doldurdu ve bazı eserler okudu. Olağan üstü bir mûsiki kulağına sahip olan Nevres Bey en küçük bir falsoyu bile hoş görmez, hemen müdahale ederdi. Pek çok ses ve saz sanatçısı yetiştirdi. Bunlar arasında Refik Talat ALPMAN, İbrahim Ziya ÖZBEKKAN ve Bedriye HOŞGÖR onun udda devamı oldu ve daha sonra gelenler de bu tekniği ilerletmeye gayret etti Gırtlak kanseri teşhisiyle yatırıldığı Cerrahpaşa Hastahanesi’nde 22 Ocak 1937 tarihinde vefat etti ve çok sevdiği Yakacık Mezarlığı’na defnedildi.