Levent Erim, Saint Benoit Lisesi'nden mezun olduktan sonra turist rehberliği yapmış ve bu alanda eğitim almak istemiştir. İstanbul Üniversitesi Fransızca öğretmenliği bölümünü kazandıktan sonra radyoculuk ve televizyonculuk kariyerine başlamıştır. Bilgi Üniversitesi'nde öğretmenliğe başlaması ise şans eseri olmuştur ve bu süreçte öğretmenliği çok sevmiştir. Bilgi Üniversitesi'nde ders verdiği dönemde, dijital pazarlama üzerine öğrencilere pratik bilgiler sunarak onları iş dünyasına hazırlamıştır. Öğrencilik yıllarını günümüz öğrenciliği ile kıyasladığında, yeni neslin daha interaktif bir eğitim istediğini fark etmiştir. Derslerinde öğrencilerin dikkatini çekmek için sosyal medyayı derslere entegre etmiş ve öğrencilerin ilgisini bu şekilde toplamıştır. Her dönem bir müşteriye hizmet vererek öğrencilerine pratik deneyim kazandırmayı önemsemiştir. Öğrencilerin, müşteri-ajans ilişkilerini yaşayarak öğrenmelerine yardımcı olmuştur. Levent Erim, öğrencilerini tanımanın önemine inanır ve derslerinde onların isimlerini ezberleyerek birebir ilişki kurmaya çalışır. Haftada 3 saatlik derslerini blok şekilde yaparak öğrencilerine daha yoğun ve etkili bir eğitim sunar. Pratiği önemseyen bir eğitim yaklaşımı benimseyerek her sene öğrencilerinin gerçek müşterilerle çalışmalarını sağlar. Radyoculuk, Levent Erim'in hayatında önemli bir yere sahiptir. 21 yıl boyunca radyoculuk yapmış ve sabah yayınlarıyla dinleyicilere ulaşmıştır. Radyoculuğu bıraktıktan sonra bile müzikle olan bağını koparmamış, Spotify'da oluşturduğu listelerle geniş bir takipçi kitlesine ulaşmıştır. Bebek Kahve'de bir arkadaşının teklifi üzerine yeniden radyoculuğa dönerek Kent FM'de yayın yapmaya başlamıştır. Levent Erim'in yeni ajansı, dijital pazarlama konusunda faaliyet göstermektedir. Bu ajans, markaların dijital stratejilerini oluşturarak başarılı projelere imza atmaktadır. EQ'nun (duygusal zeka) iş hayatında önemli olduğunu savunan Erim, markaları sahiplenerek onlara duygusal bir bağla yaklaşır ve bu sayede başarılı işlere imza atar. Kariyerinde yapmak isteyip de yapamadığı bir şey olmadığını belirten Levent Erim, bugüne kadar hep istediği işleri yapmıştır. Öğretmenlik ve radyoculuk kariyerinden memnun olan Erim, televizyonculuğun ise dipsiz bir kuyu olduğunu ve yalanlar üzerine kurulu bir dünya olduğunu dile getirir. Televizyon camiasının sahte olduğunu ve ünlü olmanın özel hayatı zorlaştırdığını ifade eder. Levent Erim'e göre hayat, Bebek'te tavla oynamak, sevdiği insanlarla doyasıya konuşmak, yemek yemek ve tatile gitmektir. Özel hayatın gizliliğine önem veren Erim, medya tarafından sürekli takip edilmenin hayatın tadını kaçırdığını düşünmektedir.