"Saklı" bir öyküyle başlayan, "Aziz Bey"’in hüznünden "Yeşil Peri"’nin gecesine, "Dünya ağrısı"'ndan "Kuru Kız"'ların yalnızlığına uzanan bir kalem... Adapazarı’nda dünyaya geld. Çocukluğu, insan hikâyelerine duyduğu o bitmeyen merakla geçti. Daha okuma yazmayı öğrenir öğrenmez yazmaya başladı. Çünkü yazmak onun için bir “karar” değil, nefes almak gibiydi. Önce taklit etti. Sevdiği yazarların cümlelerini, seslerini, dünyalarını… Sonra yavaş yavaş kendi sesini buldu. Erenköy Kız Lisesi’nden mezun oldu, ardından İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Üniversite yıllarında edebiyat ve kültür dergilerinde yazıları yayımlanırken, aslında kendi içindeki yazarı da büyütüyordu. 1983’ten itibaren dergilerde görünen imzası, 1989’da “Saklı” öyküsüyle Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü aldığında artık saklanamaz hâle geldi. Aynı yıl gazeteciliğe başladı. "Sokak" dergisinde, "Güneş" ve "Yeni Yüzyıl" gazetelerinde çalıştı. Hayatı gözlemledi, insanları dinledi, sokaklardan hikâye topladı. 1990’lar ve 2000’ler boyunca ardı ardına eserler geldi. “Kapak Kızı” ile roman okurunun karşısına çıktı. “Aziz Bey Hadisesi” ile bir dönemin ruhunu incelikle yakaladı. “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” Balkanika Ödülü’nü alarak sınırları aştı. “Yeşil Peri Gecesi”, “Suzan Defter”, “Dünya Ağrısı”, “Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura”, “Osman”, “Kuru Kız”… Her birinde başka bir hayatın kapısını araladı. 1999-2004 arasında Yapı Kredi Yayınları’nda yayın yönetmenliği yaptı, edebiyatın yalnızca yazarı değil, mutfağındaki emeği de oldu. Senaryolar yazdı. Sait Faik’ten esinlenen “Havada Bulut” TRT’de yayımlandı. “Aliye” ve “Binbir Gece” dizilerinin senaryo ekibinde yer aldı. Hikâyeyi yalnızca kitap sayfalarında değil, ekranda da kurdu. Ama onu asıl tanımlayan şey, yazarlığı bir kariyer değil, varoluş olarak görmesi. Toplumsal değişimi değerler üzerinden okuyan, tüketim kültürünü eleştiren, kadın meselesine “erkek sorunu” diyerek bakan, gerçekçi edebiyatı savunan bir duruş…