Atının sırtında bozkırı aşan bir kahraman ve o kahramana can veren dev bir çizer... 1932’de Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde doğdu. Memur bir babanın çocuğu olarak Denizli’den Adana’ya, Kayseri’den İstanbul’a uzanan bir gençlik yaşadı. Henüz 16 yaşındayken Erciyes Postası’nda yayımlanan ilk karikatürü, kaderinin mürekkep kokacağını haber veriyordu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi yıllarında gazetelerde ve mizah dergilerinde yeni akım bir çizer olarak dikkat çekti. 1960’ta Akşam gazetesinde “Kızıltuğ” uyarlamasıyla büyük ilgi gördü. Ama asıl fırtına 1963’te koptu… “Karaoğlan” doğdu... Karaoğlan sadece bir çizgi roman kahramanı değildi, bir dönemin ruhuydu. Yarattığı bu karakteri tam yedi kez sinemaya taşıdı, yapımcı oldu, senarist oldu, yönetmen oldu. Yeşilçam’da tarihi macera filmleriyle yeni bir çığır açtı. 1971’de yolu Fransa’ya düştü. Karaoğlan bu kez “Kebir” ve “Changor” adlarıyla Fransızca yayımlandı, Kuzey Afrika’da okundu, Paris’te bir hayale dönüştü. Ama, Türkiye ile bağını hiç koparmadı. Avrupa’nın büyük yayınevleriyle çalışırken ülkesine üretmeye devam etti. 2000’li yıllarda Karaoğlan 57 kitaplık bir seriyle yeniden okurla buluştu. Bir başka kahramanı, “Son Osmanlı Yandım Ali”, 2006’da sinemaya aktarıldı. Aynı yıl PTT, Karaoğlan adına pul koleksiyonu çıkardı. Cumhuriyet tarihinde yarattığı kahramanı pul üzerine taşınarak onurlandırılan üçüncü çizer oldu. 2003’te Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nü, 2017’de Kadıköy Kitap Günleri Çizgi Roman Ödülü’nü, 2018’de COMiKON Onur Ödülü’nü aldı. 2 Mart 2020’de, 88 yaşında aramızdan ayrıldı. Karaoğlan hâlâ at sırtında. Ve Suat Yalaz’ın çizgileri, tarihin sayfalarında yaşamaya devam ediyor.